Şubat ayı şehadet ayıdır

Şubat ayı şehadet ayıdır. Allah dini uğruna nice insanlar can verdi. Onlar Allah katında diri oldukları gibi bizim yanımızda da diridirler. Şehidler tarih boyunca unutulmadı ve unutulmayacaklardır. Özellikle şubat ayında tarihe damgasını vuran bir çok İslami hareket önderi şehid olmuştur.
Bu haber 2015-02-12 19:39:33 eklenmiş ve 645 kez görüntülenmiştir.

Şubat ayı şehadet ayıdır. Allah dini uğruna nice insanlar can verdi. Onlar Allah katında diri oldukları gibi bizim yanımızda da diridirler. Şehidler tarih boyunca unutulmadı ve unutulmayacaklardır. Özellikle şubat ayında tarihe damgasını vuran bir çok İslami hareket önderi şehid olmuştur. Günümüzdeki İslami hareketler onlardan ilham alarak mücadelelerine devam etmektedirler. Yakın tarihimizde şehadetleriyle Müslümanlara mücadele azmi aşılayan mübarek şehidlerimizi rahmetle anıyoruz.İşte Şubat şehidlerinden bazıları:

 

40 bin Hama şehidi, İskilipli Atıf Hoca, İmam Hasan El-Benna, Malcolm X, El-Halil Camii şehidleri, Seyyid Abbas Musavi, Şeyh Ragıb Harb, Süleyman Akyüz, Metin Yüksel, Molla Giyasettin Barlak, Molla Zeki Atak, Nesim, Halil, Ömer, Şeyhmus, Zeki, M.Said, Mehmet…

 

“Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın. Aksine onlar diri olup Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar. Allah'ın lütfundan kendilerine vermiş olduklarıyla sevinç içindedirler ve arkalarından henüz onlara kavuşmamış olanları, kendilerine bir korku olmayacağı ve üzülmeyecekleri üzere müjdelerler.” (Âli İmran, 169-170)

 

2 ŞUBAT 1982 20. YÜZYILIN UTANÇ SAHİFELERİNDEN BİRİ HAMA KATLIAMI

Hama, Suriye'de İslami hareketin en güçlü olduğu şehirlerden biriydi. Anayasada geçen ‘Devlet Başkanının dini İslam dır” maddesinin değiştirilmesi için yapılan halk oylamasına katılmayan Hama halkı ve güçlü İslami muhalefet, Baas rejimini korkutuyordu. Bu durumu hazmedemeyen Hafız Esad,  çeşitli komplolara girişti. Katliamdan çok önceleri sindirme şartlarının oluşması için halka zulüm etmeye başladı. Halkın can, mal, namus ve mukaddesatlarına yöneldi. Hafız Esad'ın emriyle kardeşi Rıfat Esad komutasındaki Suriye ordusu Hama kentini muhasara altına alıp, bombalamaya başladı. Kentin elektrik, su ve telefonları kesildi. Bölgeye gazetecilerin girmesi engellendi. Müslüman Kardeşler, cami minarelerinden cihad ilan edip Hama'yı korumaya çalıştı. Hama'ya giremeyen Suriye ordusu uçaklarla ve kimyasal silahlarla şehri bombalamaya devam etti. Ağır silahlarla Hama, yerle bir edildi. Kırk bin insanın can verdiği bu olay Esad rejiminin son katliamı olmadı, günümüzde de gerek Hama gerekse de Suriye'nin diğer şehir halkları yine aynı rejimin eliyle katlediliyor.

Hama'yı yerle bir ettikten sonra kente giren Suriye ordusu, sağ kalan masum halkı askeri kamplara, stadyumlara topladı; günlerce aç bırakıp işkencelerden geçirdi. Her yeri ceset kokuları kapladı. Nüfus cüzdanında Hama yazılan insanlar ülkenin neresinde yaşıyorsa yaşasın tutuklandı. Kadınlara tecavüz edildi. Çocuklar açlık ve korkudan öldü. İnsanlar  günlerce yaralı ve cesetlerle beraber yaşadı. Suriye'nin farklı şehirlerinden 800.000 insan ülkelerini terk etmek zorunda kaldı.

 

4 ŞUBAT 1926 ŞEHİD İSKİLİPLİ ATIF HOCA

İskilipli Atıf Hoca, düşüncelerinin bedelini canıyla ödeyen yakın tarihimizin en önemli simalarındandır.

İskilipli Atıf Hoca, Çorum iline bağlı İskilip'te doğdu. Son Osmanlı alimlerinden dersler aldı. Medaris Müfettişliği yaptı (Bugünkü YÖK Başkanlığı). Çeşitli dergi ve gazetelerde yazılar yazdı. Milli mücadelede yer aldı.

 

İskilipli Atıf Hoca şapka kanunundan yaklaşık iki yıl önce “Frenk Mukallitliği ve Şapka (Batı Taklitçiliği ve Şapka)” adlı bir kitap kaleme aldı. 28 Kasım 1925 yılında çıkarılan şapka kanununa binaen Atıf  Hocanın bu kitabı toplatıldı.

 

Şapka İnkılâbına karşı Anadolu'da çıkan kıyamlar bu kitaba bağlanarak Atıf Hoca tutuklandı. Yargılanması İstiklal Mahkemesinde yapıldı. Üç Ali'ler olarak bilinen mahkeme heyeti ve herkes onun masum olduğunu biliyorlardı. Hakim Kılıç Ali'nin karardan kısa bir zaman önce verdiği bir mülakatta Atıf Hocanın masum olduğunu söylemesine rağmen Babaeski Müftüsü Ali Rıza Efendi ile birlikte  kendisine idam cezası verildi. İstiklal mahkemelerinde görev yapan hakimler asker kökenli milletvekilleriydi. Bu hakimlerin hukuk alt yapıları olmadığı gibi verdiği kararlar da hukuki olmaktan çok keyfi kararlardı.

 

Atıf Hoca, 4 Şubat 1926'da idam edildi. Son sözünde ‘Katil ve zalimlerle mahşerde hesaplaşacağız' dedi. Atıf Hoca'yı astıktan sonra şapka giydirdiler. Mezarı ancak 2008 yılında bulunabildi.

 

12 ŞUBAT 1949  ŞEHİD HASAN EL-BENNA

Hasan El-Benna, 1906 yılında Mısır'da doğdu. Sekiz yaşında medreseye başladı. Çok iyi bir eğitim gördü. Daha küçük yaşlarda Ahlak ve Edep Cemiyeti, Haramların İşlemesini Önleme Cemiyeti gibi teşkilatlar kurdu. 1928'de öğretmenlik yaptığı İsmailiye kentinde İhvan-ı Müslimin cemaatini kurdu. Halkı irşad faaliyetlerine bu isim altında devam etti. Hareketin gençlik kollarını kurdu, okullar açtı, bazı işyerleri ve fabrikalar inşa etti, cami ve mescidlerde teşkilatlar kurdu.  Böylece dini, sosyal, ekonomik, kültürel alanlarda faaliyetler gerçekleştiren Hasan El-Benna, davasını daha geniş kitlelere yaymak için başkent Kahire'ye taşındı.

 

Mısır'ı işgal eden sömürgeci İngizlere karşı cihad ilen eden Hasan El-Benna ve arkadaşları baskı altına alındı. İhvan mensupları zindan, işkence, şehadet ve sürgünler yaşadı. Filistin davasını sahiplendikleri ve bilfiil bu mücadeleye girişmelerinden dolayı İhvan teşkilatı yasadışı ilan edildi ve kapatıldı.

 


 

Hasan El-Benna, 12 Şubat 1949 günü akşamı evine giderken suikasta uğrayarak şehid edildi.

Kurmuş olduğu İhvan-ı Müslimin cemaati bütün dünyaya yayıldı. İhvan-ı Müslimin cemaati Seyyid Kutup, Zeynep Gazali ve Abdulkadir Udeh gibi nice dava önderleri yetiştirdi. İhvan-ı Müslimin cemaati, Filistin İslami Direniş Hareketi HAMAS'ın temellerini attı.

 

12 Şubat 2008 ŞEHİD İMAD MUĞNİYE (HACI RIDVAN)

İmad Muğniye 1962 yılında Lübnan'ın güneyindeki Sur kentinde dünyaya geldi. Küçüklüğünden beri Filistin meselesiyle ilgili olan İmad Muğniye, henüz 15 yaşındayken Filistin el-Fetih Örgütü'ne üye oldu. El-Fetih örgütünde aradığı manevi havayı bulamayan İmad, el-Fetih'ten ayrılarak Emel Hareketi'ne katıldı. İran'da İslam Devrimi'nin gerçekleşmesinden sonra, israil işgaline karşı Lübnanlı gençleri örgütlemeye başladı ve israil işgaline karşı fiili mücadeleye girişti. Hizbullah'ın kurulmasından sonra Hizbullah'a katıldı.

 

2006 yılındaki 33 gün savaşı komutanlığını yaptı.  “israil'in yenilmezlik efsanesine son veren komutan” diye ünlendi. Çeşitli suikastlara uğrayan İmad Muğniye, 12 Şubat 2008'de Şam'da uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetti. siyonit israil, misilleme korkusundan olayla ilişkilerinin olmadığını dile getirmek zorunda kaldı.

 

İmad Muğniye; kendisini davasına tamamıyla vakfetmişti. Allah rızasından başka bir şeyi gözetmezdi. Tehlikelerden kaçmazdı. Benzersiz bir cesareti vardı. Kriz anlarında, hayati öneme haiz hızlı ve doğru kararlar alırdı. Askeri bir dehaydı. 33 gün savaşı, Hacı Rıdvan'ın zekâsı, planlaması, hazırlıkları ve kudreti sayesinde düşmanın yenilgisi ile sonuçlandı.

 

16 ŞUBAT 1984 ŞEYH ŞEHİD RAĞIB HARB

Şeyh Rağıb Harb, savaşçı bir ailenin çocuğu olarak Güney Lübnan'da dünyaya geldi. Babası onun alim olmasını istediyse de küçük yaşta Filistinli fedailere katıldı. Kısa bir süre sonra Beyrut'ta Seyyid Hüseyin Fadlullah'ın medresesinde derslere başladı. Daha sonra Necef'e ilim tahsili için gitti, Muhammed Bakır Sadr'ın medresesinde dört yıl okudu. 1970'lerde Baas rejimi tarafından Irak'tan çıkarıldı. Lübnan'da dersler vermeye başladı. Yorulmak bilmeyen ve sürekli mücadele eden Şeyh Rağıb Harb, Beyrut'a yerleştikten sonra çevresinde bir araya gelen gençleri örgütledi. Hizbullah'ın kurucuları arasında yer aldı. Şeyh Ragıb Harb 1983'te yıkıcı faaliyetlerde bulunduğu gerekçesiyle israil makamlarınca tutuklandı ve bir süre sonra serbest bırakıldı. Şeyh Harb, israil'e karşı girişilen silahlı eylemler planladı, bazılarında da aktif görev aldı. 16 Şubat 1984 yılında israil uçakları tarafından uğradığı suikast sonucu şehid oldu. 2 erkek 5 kız çocuğu vardı. En son çocuğu babasının şehadetinden 4 ay sonra doğdu ve “Rağıb” ismini aldı.

 

17 ŞUBAT 1992 ŞEHİD ABBAS MUSAVİ

“Gidin israillilere söyleyin. Biz Muhammed ordusuyuz! Geri döndük ve Kudüs yolunda ilerliyoruz!”

Şehid Abbas Musavi, 1952 yılında Lübnan'da Bekaa vadisinde doğdu. 1967'deki Arapların israil'e yenildikleri savaş esnasında henüz 15 yaşındaydı. Genç yaşta Filistin direnişine katıldı. siyonistlerle girdiği bir çatışmada ayağından yaralandı. Lübnan'da tedavisi yapıldı. Bir süre sonra İmam Musa Sadr'ın tavsiyesi üzerine Irak'ın Necef şehrine gitti. Burada beş yılda ilmini tekmil etti. Medrese eğitimi yanı sıra İngilizce ve Fransızca öğrendi. Irak Baas rejimi hareketlerinden rahatsız oldu ve evine baskın yaptı. Lakin kendisi o sıralarda Lübnan'da idi. Bir daha Irak'a gitme fırsatı bulmadı ve mücadelesini Lübnan'da devam ettirdi. Abbas Musavi, Lübnan'da eğitim kurumları açtı. Gençleri eğitti. Eğitim verdiği gençler doktor, mühendis, profesör ve âlim oldular. Şu anki Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrallah da bu eğitim merkezlerinde yetişti.

 

Hizbullah'ın kurucu liderlerinden olan Abbas Musevi, Hizbullah'ın çok gizli operasyonlarında görev aldı. Hizbullah'ın askeri kuvvetler komutanlığı yaptıktan sonra 1991 yılında Hizbullah'ın genel sekreteri oldu. Abbas Musevi, 17 Şubat 1992'de Hizbullah'ın kurucularından Ragıb Harb'ın şehadetinin yıldönümü programından dönerken siyonist israil helikopterleri tarafından atılan füzelerle kendisi, eşi ve bir çocuğu şehadet şerbetini içti.

ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Kültür & Sanat haberleri
Köşe Yazarları
Etkinliklerimizden Haberdar Olun
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
© Copyright 2013 Hiddenfile İnformation Security. Tüm hakları saklıdır.