Dünya İlim Tarihine Giren İlk Kadın Hz. Aişe Annemiz ve Alime Kadınlar

Mekke'de mümine kadınlar da mümin erkekler gibi mücadele ettiler, eziyet çektiler. Habeşistan'a hicret zorunluluğu oluşunca hicret ettiler. Medine'ye hicret emri gelince Medine'ye gittiler.
Bu haber 2015-02-12 19:31:52 eklenmiş ve 638 kez görüntülenmiştir.
Mekke’de mümine kadınlar da mümin erkekler gibi mücadele ettiler, eziyet çektiler. Habeşistan’a hicret zorunluluğu oluşunca hicret ettiler. Medine’ye hicret emri gelince Medine’ye gittiler.
Yüce Allah (cc), insanlığın önderi, mümessili, özü, timsali Hz. Muhammed Mustafa’ya (S. A. V.) ilk emir olarak “Oku!” dedi. 

Onun (S. A. V.) şahsında bütün insanlığa “Oku!” dedi. Ahir zaman Peygamberinin (S. A. V.) şahsında ahir zaman insanına verilen bu emir genel bir emirdir, erkek-kadın ayrımı yapmıyor. 
Yüce Allah, “Ey Muhammed! Mümin erkeklere söyle, okusunlar!” demedi. Sadece “Oku!” dedi. 

Nitekim Resulullah’tan (S. A. V.) sonra bu emri ilk duyan bir kadındı, Hz. Hatice (ra) annemizdi. 

Sonra vahiy erkeklere ve kadınlara ulaştı. Resulullah’ın (S. A. V.) evinde ve evinin dışında genç kızlar ve kadınlar; ilahi tebliği duyup mümine oldular. Resulullah’ın (S. A. V.) evinde Hz. Fatima (ra) yetişti. O, bir marifet idi. Vahyin pratik bir karşılığı idi. Resulullah’ın (S. A. V.) evinin dışında Sümeyye (r.anha) gibi anneler yetişti. 

Mekke’de mümine kadınlar da mümin erkekler gibi mücadele ettiler, eziyet çektiler. Habeşistan’a hicret zorunluluğu oluşunca hicret ettiler. Medine’ye hicret emri gelince Medine’ye gittiler. 

Medine’de Muhacir ve Ensarın kadınları Mescid-i Nebevi’ye geldiler; arka saflarda Allah’ın elçisinin (S. A. V.) vaaz ve nasihatlerini dinlediler. Mümkün veya yeterli olmadığında vaaz ve nasihati kocalarından, kardeşlerinden, Mescid’e giden çocuklarından, yeğenlerinden dinlediler. Zihinlerini meşgul eden bir soru olduğunda uygunsa Allah’ın elçisine (S. A. V.) sordular, uygun değilse Onun (S. A. V.) pâk hanımlarına (ra) ilettiler. Allah’ın Resul’ü (S. A. V.) kimi zaman hemen cevap verdi, kimi zaman onların (ra) cevabı vahiy ile Hz. Resul (S. A. V.) üzerinden yüce Allah (cc) tarafından verildi. 

Onlar (r.anhünne) İslam toplumu bütününün bir parçası idiler. O toplumun kendi içlerinde hiyerarşisi bulunmayan, ayrı bir topluluk şeklinde organize olmayan, buna asla ihtiyaç da duyulmayan aktif birer mensubu idiler. 

Hz. Resul’ün pâk hanımı Ümmü Seleme (ra) mühim bir kadındı; İslam toplumunda bir konumu olan, Hudeybiye’de Hz. Resul’e (S. A. V.) fikir verme yüceliğini yaşayan fakihe bir kadın... 

Ve Hz. Aişe (ra) annemiz... İslam-ilim-kadın üçlemesinde onun çok farklı bir yeri vardır. 
Hz. Aişe (ra) annemizin ilim etkinliği ve yetkinliği, “Oku!” emrinin kadınlara da şamil olduğunun pratiği idi. 

Hz. Aişe (ra) annemiz, Usvetü’l-hasene (En Güzel Örnek) olan Hz. Resulullah’ın (S. A. V.) “Oku!” emrini uygulayış biçiminin tam örneğidir. 

Hz. Aişe (ra) annemiz, Allah’ın elçisine (S. A. V.) açılan bir kapı, Ondaki (S. A. V.) ilme tutulan aynalardan bir aynadır. 

O (r.anha) sadece kadınlarla Allah’ın elçisi(S. A. V.) arasında bir elçi olmamış. Onun (S. A. V.) ahirete irtihalinden sonra, erkek sahabelerin de Kur’an ile ilgili, Allah’ın elçisi ile ilgili başvuru kaynağı olmuş. 

Hz. Aişe’nin (ra) yetişmesi İslam’ın insanlık dini olduğuna dair başlı başına bir delildir. Onun (r.anha) ilimdeki yeri, İslam için bütün dinler ve bütün ideolojiler karşısında başlı başına bir üstünlüktür. 

Nitekim, İslam’ı bu üstünlükten mahrum bırakmak isteyenler onun (r.anha) için “İlmihal bilirdi” anlamına gelecek, bir düzey belirlemeye kalkışmışlar. 

Asla öyle değil, Hz. Aişe (ra) bir müfessire, bir muhaddise ve bir müctehide idi. Öyle bir müctehide ki kimi zaman İbn-i Abbas (ra) gibi müctehid sahabenin fetvası, onun (r.anha) fetvası karşısında terk edilmiş; müminlerin mühim bir bölümü onun (r.anha) ictihadına uymuş. 

Hz. Resullah (S. A. V.) ile başlayan insanlık çağı, “Oku!” emri ile başlayan bilgi çağıdır ve Hz. Aişe (r.anha) annemiz dünya ilim tarihine giren ilk kadındır. Ondan önce Hz. Meryem (r.anha) gibi nice azizeler yetişmiş. Ama âlime olarak ondan (r.anha) önce hiçbir kadının adı tarihe geçmemiş. 

Batılılar, aşırı bir zorlama ile dünya ilim tarihinde ondan (r.anha) önce sadece İskenderiyeli Hypatia’dan söz ederler. Miladi 4. yüzyılda yaşayan Hypatia, oldukça silik bir simadır ve astronomi gibi aslında yıldız falları ile de ilişkilendirilebilecek bir alanda kendisinden söz edilmiştir. Babasına borçlu felsefe ve matematik bilgisi alanlarında ardında kayda değer bir şey bırakmamıştır. Bütün ününü sadece bağnaz Hıristiyanlar tarafından öldürülmekten alır. 
Batılılar, kadının ilim tarihindeki yerinden söz ederken, İslam tarihine gözleri kapalı olduğundan Hypatia’nın ardından ancak Miladi 17. yüzyılda bazı kadınların ismini verebiliyorlar. Ne Hypatia’dan önce, ne ondan sonra 13 bin yıllık tarihlerinde bir tek âlime kadından söz edemiyorlar. Çünkü onların tarihinde âlime kadın yok. Onların azizeleri var ama alimeleri yetişmemiş. 

Kadını ilimle buluşturan İslam’dır. Ne var ki Hz. Aişe (r.anha) annemizin ardından, Yezid’e Mervan üzerinden biat etmemek için onun (r.anha) evine sığınan kardeşi Abdurrahman’ın (ra) saltanat için “Çocukları için biat almak onların (Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’in) değil, Hirakl`in, Kayser`in, Kisra`nın sünnetidir" dediği gibi Müslümanların işleri arasına Allah’ın Resulü’ne ve Onun (S. A. V.) sahabelerine (ra) ait olmayan uygulamalar karıştı. Kadın ile ilim arasına yer yer cahili kültür ve geleneğin duvarı örüldü. 

Rabiatül Adeviyye (ra) gibi marifet ehli kadınların adı duyuldu ama âlime kadınların adı pek duyulmadı. Hâlbuki kadınlar, sadece marifette değil, ilimde de Allah’ın elçisinin (S. A. V.) varisleri idiler. Onlar asla bu verasetten mahrum bırakılmamıştı. Onları bu verasetten mahrum bırakmak, İslam toplumuna felaket getirirdi. 

Nitekim, felaket günbegün Müslümanlara yaklaştı, öyle ki Miladi 11. yüzyılın sonunda Mescid-i Aksa’nın kubbesine teslisin haçı kondu. 

İslam toplumu irkildi, bir uyanış meydana geldi. Marifet ehli kadınlar mücahitlere güç verdi. Nureddin Zengi Hazretlerinin hanımı, bir gece teheccüde kalkmadığı için mahzundu, kendini kınıyordu. Nureddin, bunun üzerine gece namazına kalkmak isteyenler için tabl vurdurdu, sonra bunun yerini sala veya ilk ezan aldı. 

Hemen sonrasında Müslüman kadınlar, örnek anne, marifet ehli mübarek insan konumundan ilim sahasına da geçti. Önce ilmi himaye ettiler. Manevi mimarı İmam-ı Gazalî olan o çağda Eyyübi devletinin Şam diyarını gezen Endülüslü İbn-i Cübeyr “Bu memleketin iftihar edilecek hususlarından biri de bey hanımlarının mescitler, ribatlar, medreseler inşa etmeleri ve çokça mal bağışlayarak kurdukları vakıflarla o medreselerin himayesini üstlenmeleridir” der. 
İslam âleminin pek çok büyük tedvin âlimi o kadınların kurduğu medreselerde yetişti. 
Sıttu Şam binti Eyyüb, Rabia binti Eyyüb, Azra Hatun, Dayfe El Eyyübiye gibi Eyyübi kadınlar, kurdukları medreselerle Şam bölgesini bir ilim havzasına çevirdiler. 

Sonra kadınlar bizzat ilim sahasına girdi. O dönem, bir ihya süreciydi ve Resulullah’a (S. A. V.) ulaşmak için hadis ilmi çok önemsenirdi. Nice muhaddise kadın yetişti. Öyle muhaddise kadınlar ki İslam tarihinde büyük yer edinen tedvin âlimleri hadis icazetlerini bizzat onlardan aldılar. Bunu hiçbir zaman saklamadılar. “Falan hanımefendiden öğrendik ki” derken hocaları ile iftihar ettiler. (1) 

Sonra bir daha kültür ve gelenek Allah’ın elçisinin (S. A. V.) “Oku!” emrini Hz. Aişe (ra) annemiz üzerinden uygulayış biçiminin önüne geçti. Kadınlar, yeniden ilim sahasının dışında kaldı. Marifet ehli, saliha anneler nice mücahit yetiştirdi, o mücahitler cepheden cepheye koştu.ın dört bir yanından getirdiği para ile, askeri güç ile İslam ordularının karşısına çıktı. Miladi 18. yüzyılın başından 20. yüzyılın ortalarına kadar yaklaşık 250 yıl süren savaşlarda Müslümanlar sürekli cepheye gitti. Şeyh Halid gibi büyüklerin sivil girişimlerine rağmen medreseye verilen erkek sayısı azaldı, medreseye gelenler de Rus Harbi, I. Dünya Savaşı gibi canavarların ağzında şehid oldu. 

Kadınlar da ilim sahasının dışında kalınca az kalsın İslam âlemi, âlimsiz kalıyordu.
Miladi 20. yüzyılda marifet ehli, saliha anneler harekete geçtiler. Üstad Bediüzzaman, Seyyid Kutup, İmam Humeyni, Aliya İzzetbegoviç gibi yetimler hep o saliha annelerin marifetiyle yetişti. O ihya sürecinde Zeynep Gazali gibi âlime kadınlar da adını duyurdu. 

Ama kadının İslam’a kattığı güçten rahatsız olan uluslararası sistemin bir oyunu mu söz konusu oldu, yoksa şeytan bir daha kültür ve gelenek adına Müslümanların aklını mı çeldi, İslam dünyasında yeniden kadını ilim sahasının dışına atma yönünde, hiçbir nas ve maslahata dayanmayan bir akım oluşmaya başladı. 

Elhamdülillah, bu akım Müslümanların aklını çelmedi. Şuur ehli Müslümanlar âlime yetiştirme yönünde yollarına devam ettiler. İcazet alan ve icazet veren genç kızlar yetiştirdiler. Allah’ın elçisinin (S.A. V.) Hz. Aişe (ra) annemizi yetiştirme sünnetini ihya ettiler. 

İnşaallah, bu hayırlı girişimle İslam kuvvet bulur, düşmanın hilesi boşa çıkar ve Müslümanlar insanlığa imam olma vazifesine fiilen döner. 

Not: 1. Bu konuyla ilgili Doğruhaber gazetesi sitesinde “http://www.dogruhaber.com.tr/haber/115729-eyyubi-alimeler/” linkinde yer alan “Eyyübi Âlimeler” makalesinde daha geniş bilgi bulabilirsiniz. 
Konuyla ilgili diğer birkaç makalenin linkleri: 
1. http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/37/748/9557.pdf (Hazreti Aişe`nin Hadis Tenkidciliği)
2. http://alwaei.com/topics/view/article.php?sdd=3217&issue=530 (دور المرأة في العلم والتعليم عبر العصور الإسلامية)
3. http://www.stsci.edu/stsci/meetings/WiA/schieb.pdf (Women In Scıence: Hıstorıcal Perspectıves)
4. http://www.maarefquran.org/index.php/page,viewArticle/LinkID,5191 (درخشش زنان مسلمان در عرصه ي علم و فرهنگ در صدر اسلام) 

Abdulkadir Turan / İnzar Dergisi - Şubat 2015 (125. Sayı)
ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Eğitim haberleri
Köşe Yazarları
Etkinliklerimizden Haberdar Olun
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
© Copyright 2013 Hiddenfile İnformation Security. Tüm hakları saklıdır.